Fındığın da artık sütü var!

Fındık Tanıtım Grubunun (FTG) verilerine göre Türkiye, toplam dünya fındık üretiminin yüzde 75'ini, ihracatının yüzde 70-75'ini gerçekleştiriyor. 550-600 bin hektar alan üzerinde üretimi yapılan fındıkla dolaylı ve dolaysız olarak 4 milyon kişinin ilgilenmesi, fındığın sosyo-ekonomik önemini artırıyor.

Türkiye ve dünyada çerez olarak da tüketilen fındığın yüzde 90'a yakın kısmı kavrulmuş, beyazlatılmış, kıyılmış, dilinmiş, un ve püre halinde çikolata, bisküvi, şekerleme sanayinde, tatlı, pasta ve dondurma yapımıyla yemek ve salatalarda yardımcı madde olarak kullanılıyor.

Fındık, meyvesinden odununa kadar birçok alanda çeşitli faydalar sağlarken, fındığın tüketiminin artırılması ve tanıtımı amacıyla da Türkiye'de ve yurt dışında çeşitli kampanyalar yürütülüyor.

Şapkalı Mantarlar

İlkbahar ve sonbahar aylarında ormanlarda mevsime özgü değişimler görülür. Bir renk cümbüşü biçiminde kendini gösteren bu değişimler, bir bakıma türlerin yeni mevsimi karşılamak için yaptığı hazırlıklardır. İşte bu renk cümbüşü içinde özel bir yeri olan canlılardan biri de şapkalı mantarlardır. Kahverengiler, sarılar, beyazlar, eflatunlar, kırmızılar... Her biri ayrı biçimde, her biri ayrı güzellikte... Toprakta, dökülmüş yaprakların arasında, ağaçlarda, su kenarlarında, devrilmiş ağaç kütüklerinin üzerinde, patikaların kenarlarında...

Yağmurları beklerler gelişmek için. Çokça yağan bir yağmurun ardından hemen çıkarlar ortaya, sanki uzun bir süredir suyu bekliyorlarmış gibi. Yalnızca suyu değil elbette. Çürümüş yaprakları, ölmüş hayvanları, kısacası artıkları ve yaşamı son bulmuş olan canlıları da. Artık temizlik zamanı gelmiştir. Ormanın ölmüş canlılardan ve artıklardan arındırılması gerekmektedir. Ormanı gelecekte gelişecek canlılar için hazırlamak, temizlemek gereklidir. Ekolojik işleyiş içinde sıra şimdi onlara gelmiştir.

Osmanlı Sarayında Mutfak Hizmetlileri ve Sofra Gelenekleri

Osmanlı Sarayının mutfak özellikleri ve hizmetlerinin bazı geleneksel ve her dönemde görülebilen ortak tarafları vardır. Ancak bu gelenek ve uygulamaların padişahtan padişaha, saraydan saraya göre değişiklikler gösterdiği bir gerçektir. Hizmetler ve sofra adabı özellikle Abdülmecidden sonraki dönemde yani Boğazdaki saraylar kullanılmaya başlandıktan sonra yavaş yavaş değişmeye başlamış ve Avrupalılaşmıştı. Buna rağmen bazı kaynaklar çatal ve bıçakla yemek yenilmesini Sultan II. Mahmud dönemine kadar gotürürler. Bu padişah bazı sultan düğünlerinde ve yabancı prenslerin ziyaretlerinde alafranga büfeler kurardı. II. Mahmud'a çatal bıçak takımını Hüsrev Paşa hediye etmiştir. Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz'in Dolmabahçe Sarayında ve Sultan II. Abdülhamid'in Yıldız Sarayında yabancı misyonlara verdikleri ziyafetler belirgin örneklerdir. Hele bunlardan bazılarının kadınlı erkekli olacak kadar batılı karakter taşıması ilginçtir. Bununla beraber yabancı misafirler dışındaki saray yaşamı ve dolayısıyla sofra gelenekleri büyük ölçüde eski ve İslami geleneklerden kopmamış, 19. yüzyıldan itibaren masada yemek yemek, çatal bıçak kullanmak gibi pratik ve çağdaş bazı uygulamaların dışına çıkılmamıştır. Geleneksel soframız olan yükseltilmiş tepsiler, bunlar etrafındaki minderler ve sedirler üzerine oturarak yemek yemek, âdeti saraylarda dahi uzun süre devam ettirilmiştir.

Bu anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere sarayda yemek, mutfak hizmetleri ve sofra gelenekleri yalnız padişahla sınırlı değildir. Padişah yemeği dışında söz edilmesi gereken ve mutfak ve sofrayla ilgili pekçok ilginç konu bulunmaktadır. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:

Yanlış pişirme yöntemleri kanser yapıyor

Mangal sırasında uygulanan yanlış pişirme yöntemleri, özellikle akciğer ve sindirim sistemi kanserine neden oluyor.

Isparta Sağlık Müdürü Süleyman Önal, belirli pişirme yöntemlerini sıklıkla kullanan toplumlarda bazı kanser türlerinin sık görüldüğünü ifade ederek, “Gıdalara uygulanan yanlış pişirme yöntemleri sonucunda bazı kanser yapıcı maddeler, solunum ve sindirim yoluyla alınarak özellikle akciğer ve sindirim sistemi kanserlerine neden olmaktadır” dedi.

Kanser yapıcı maddelerin ızgara, dumanlama ve kızartma işlemleri sırasında oluşabildiğine dikkati çeken Önal, etin, odun ateşinin alevine doğrudan tutulması durumunda yüksek düzeyde, kor üzerinde pişirildiğinde ise daha düşük düzeyde tehlike oluşturduğunun saptandığını belirtti.

Çocuğunuza ekşiyi sevdirin

Obezlerin büyük bölümü ekşi sevmez. Ekşi gıdayı sevmeyenler, tatlıya düşkün olur. Çocukların seveceği ekşi tatları keşfedip, onlara yönlendirmek gerek...

"Kilo, hayatın diğer dönemlerinde olduğu gibi hamilelik döneminde de çok önemlidir. Bir çocuk, anne karnında iyi beslenmezse ileride obez olma ihtimali artar" diyen Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Metabolizma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ziya Mocan, hamile anneleri, protein yönünden zengin bir diyet yapması ve çocuklarına bir sene boyunca anne sütü vermeleri yönünde uyarıyor.

"Özellikle yeşillikler, folik asit için önemlidir. Anne sütünün, bir sene boyunca alınması da büyük önem taşır. Anne sütü alan çocukların, mama ile beslenen çocuklara göre normal kiloda olduğu görülür. Çocukluk döneminde beslenmeyenler, ileriki yaşta obezlik sorunuyla karşı karşıya kalır."

Çocuğunuz hamburgeri çok mu seviyor?

Haftada 3 ya da daha fazla hamburger yiyen çocukların astıma yakalanma riski daha fazla!

Almanya'nın Ulm Üniversitesi'nden Gabriele Nagel ve ekibinin yaptığı araştırma, meyve, sebze ve balık ağırlıklı beslenmenin astımdan koruduğu belirlendi.

Nagel ve ekibi, 20 ülkeden 8-12 yaşındaki 50 bin çocuğu kapsayan verileri inceledi. Bu çocuklardan yaklaşık 30 binine alerji testi yapıldığı görüldü.

Beslenme biçiminin polen gibi yaygın alerji yapıcılara duyarlıkla bağlantılı olmayabileceğini, ancak astım veya hırıltılı solunuma yakalanma sıklığını etkileyebileceğini belirten bilim adamları, meyve, sebze ağırlıklı beslenmenin gelişmiş ülkelerde olduğu gibi gelişmemiş ülkelerde de astım ve hırıltılı solunum oranının azlığıyla ilişkili olduğunu vurguladı.

Bir dilim kek deyip geçmeyin!

Dr. Ağar uyarıyor: ''Komşunuzla içtiğiniz kahve 67, ikram edilen 1 dilim kek 200 kalori olarak kilo hanenize yazılır''

Yaz yaklaştı, kilolarından şikayetçi olanlar, artık toparlanmanın zamanı...

Akupunkturist, Kardiyovasküler Anestezi ve Beslenme Uzmanı Dr. İsmail Ağar, Bugün gazetesindeki yazısında bakın nasıl uyarılarda bulunuyor...

"Bir yumurtadan peynirli omlet, 1 elma, 1 dilim ekmek, 1 bardak yoğurt, basit, hiçbir kalori abartısı olmayan bir öğün geçirdiniz. Bu tip bir menüden ortalama 200 -230 kalori alarak sofradan kalktığınızı düşünelim.

60 kilo biri olarak 15 dakika ütü yaptınız, 15 dakika TV izlediniz, bakkala uğrayıp geldiniz. 40 dakikalık bir süre geçti ve bu süre içinde ancak 67 kalori yakabildiniz. O sırada komşunuz kahve içmeye geldi, orta şekerli bir kahve yaptınız keyifle içiyorsunuz 20 kalori de oradan aldınız...

Yemek hazırlarken bunlara dikkat edin!

Memorial Ataşehir Tıp Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın Selçuk, besinlerin tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi ve sağlıklı yemek pişirme önerilerini sıraladı.

Vitamin ve mineraller vücutta enerji ihtiyacını karşılamasa da enerjinin kullanılmasında gerekli olup büyümeye yardımcıdırlar. Sinir ve sindirim sisteminin normal çalışması için yeterli miktarda öncelikli olarak besinlerden karşılanması gerekmektedir. Özellikle yaşamımızı sürdürmemiz için elzem olan vitamin ve mineraller vardır. Bunların en iyi kaynağı ise sebze ve meyvelerdir.

1 kase salata ya da taze doğranmış meyve ile bağırsakların ilacı

Çiğ sebze ve meyveler içeriğindeki posaları sayesinde lifli beslenmeye en büyük katkıyı sağlamaktadır. Posalı beslenme kolesterolü düşürdüğü gibi kalp sağlığına da olumlu etkileri vardır. Sebze ve meyvelerin içeriğindeki lif kabızlık şikayeti olanlarda kabızlığı önleyici rol oynamaktadır. Bağırsak sorunu yaşayanlarda veya sıkıntılı dönemlerde sıklıkla yaşanan kabızlık için 1 kase salata veya taze doğranmış meyveler bu rahatsızlığı kısa sürede geçirebilir.

Kahveyle ilgili 7 çarpıcı gerçek

Her gün zinde kalmak için içtiğimiz kahvenin yararlarının yanında bir o kadar da zararları var. İşte kahve hakkında gerçekler...

Uyarıcı etkisi vardır. Sabahları uyanmaya yardımcı olur, konsantrasyonu artırır.

Böbrek taşı oluşum riskini azaltır. Bu konuda tam tersi iddialar olsa da sağlık çalışanları arasında yapılan bir araştırmada, böbrek taşı rahatsızlığının kahve içemeyenler arasında daha sık görüldüğü ortaya çıkmış. Bunun nedeni, kahvenin diüretik etkisine bağlanıyor.

Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre fiziksel egzersizle birlikte ölçülü kahve tüketimi, güneşin ultraviyole ışınlarının yol açtığı kanserojen etkileri ortadan kaldırabiliyor.

Hamburger dert, meyve ve balık şifa

20 ülkeden 8-12 yaşındaki 50 bin çocuğu kapsayan verileri incelendi. Bu çocuklardan yaklaşık 30 binine alerji testi yapıldığı görüldü. İşte ilginç istatistiki veriler:

Gelişmiş ülkelerde haftada 3 ya da daha fazla hamburger yiyen çocukların astıma yakalanma riskinin daha fazla olduğu bildirildi.

Almanya'nın Ulm Üniversitesi'nden Gabriele Nagel ve ekibinin yaptığı araştırma, haftada 3 ya da daha fazla hamburger yiyen çocukların astıma yakalanma riskinin daha fazla olduğunu, meyve, sebze ve balık ağırlıklı beslenmenin ise astımdan koruyabildiğini gösterdi.

Nagel ve ekibi, 20 ülkeden 8-12 yaşındaki 50 bin çocuğu kapsayan verileri inceledi. Bu çocuklardan yaklaşık 30 binine alerji testi yapıldığı görüldü.

Nasıl sakladığınız ve pişirdiğiniz çok önemli!

Doğru besinlerin satın alınması kadar, bu besinlerin doğru şekilde saklanması ve pişirilmesi de önemli!

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’ nden Uzman Diyetisyen Binnur Okan, doğru besinlerin satın alınması kadar, bu besinlerin doğru şekilde saklanması ve pişirilmesinin vitamin kaybını önlemek ve kanserojen öğelerin açığa çıkmasını engellemek için önemli olduğunu söylüyor.

Zeytinyağı tüketimi, mikrodalga kullanımı, havaların ısınmasıyla artan mangalda pişirme yöntemleri gibi güncel konulara dair Diyetisyen Binnur Okan, pek çok önemli bilgi veriyor.

Biraz çay herşeye iyi gelir!

Herkes tarafından tüketilen bir içecek haline gelen çay, içiminin haricinde farklı alanlarda da kullanılıyor. İşte çayın içinde bulunduğu birkaç öneri.

İyi bir çay demlemek için, iyi su kullanmalısınız. Kireçli, klorlu su ile iyi çay yapılamaz. Çayın suyu mutlaka yumuşak, kireçten uzak, tatlı bir su olmalıdır.

Çayınızı mutlaka porselen demlikte yapmalısınız. Çayınızı demlik içine koyduktan sonra ılık su ile bir kere yıkamalısınız. Çay demlendikten sonra bir çay bardağını tamamıyla deminden doldurup tekrar demliğin içine boşaltın. Farkı göreceksiniz.

Saçına kına yakan kadınlar, hazırladıkları kına harcına bir miktar çay ilave ederek daha kalıcı ve güzel bir ton elde edebilirler.

Doğru ekmeği biliyor muyuz?

Ekmek, sadece karın tokluğu için yenmemeli; gerek vitamin gerek mineral gerekse de protein ve karbonhidrat anlamında beslenme gereksinimi de eksiksiz karşılamalı... Bu nedenle doğru ekmeği seçmek çok önemli!

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hikmet Boyacıoğlu, TÜBİTAK araştırma sonuçlarına göre, Türkiye'de daha çok ''beyaz ekmek'' tüketildiğini söyledi.

Boyacıoğlu, ancak beyaz un üretimi sırasında buğday tanesinin, vitaminler ve minerallerce zengin en dış kepek tabakasının bir kısmının unun kalitesini iyileştirmek için öğütme işlemi sırasında uzaklaştırıldığını, aynı zamanda unun acılaşmaya başlamasına neden olabilen yağ içerdiğinden E vitamini içeren kısmın da uzaklaştırıldığını vurgulayarak, böylece beyaz ekmeğin bazı vitaminlerini kaybettiğini ifade etti.

Sağlıklı besin deyip geçmeyin

Dikkat; sağlıklı sandığınız bazı yiyecekler kilo yapıcı abur cuburların kılık değiştirmiş hali olabilir! Onları hayatınızdan çıkararak incelme yolunda adım atabilirsiniz

Cipslerden, patateslerden, tatlılardan ve kızarmış her şeyden uzak durmanız gerektiğini çoktan öğrendiniz. Ama bilmeniz gereken bir şey daha var; adlarının başındaki 'sağlıklı' sıfatıyla üne kavuşan bazı yiyecekler çok daha kalorili olabilirler. Cosmopolitan dergisinin; 'sağlıklı' görünen ama kilo aldıran besinler konusunda hazırladığı yazıyı okuyun; tartınızın dijital ekranında, hayalinizdeki kilo ölçüsünü çok daha kısa sürede görün.

SUŞİ
Sadece yosun ve sebzelerle hazırlanmış olan suşilerin düşük kalorili olduğu doğru ama ne yazık ki bu tipteki suşiler pek sevilmiyor. Aksine suşi deyince akla ilk kızarmış deniz mahsülleri ve çeşitli soslarla ağırlaştırılmış olanlar geliyor. Bunun sonucunda bazen tek bir şuşinin bile kalori değeri 500- 600'ü bulabiliyor. Ayrıca, suşiyle beraber bol bol soya sosu tüketildiğini de hepimiz biliyoruz. Sodyum içeren soya sosu sizi şişmanlatmasa bile vücudunuzun su tutmasına ve en sevdiğiniz jean pantolonunuzun içine sığamamanıza yol açabiliyor, hatırlatalım.

Su tüketimini artırmanın 7 pratik yolu!

Çoğumuz işyerinde yoğun iş temposu yüzünden su içmeyi unutuyoruz. Halbuki gün içerisinde yeterli miktarda su tüketmek sağlık için çok önemli. Özelikle de yaz aylarında su tüketiminin önemi daha da fazla artıyor. Peki gün içerisinde su tüketimini olması gereken miktara çıkartmak için ne yapılabilir?

İşte size 7 pratik öneri:

1-Her sabah işyerinize geldiğinizde su için, bu davranışı alışkanlık haline getirin.

2-Masanızın üzerinde her zaman temiz ve cam bir şişede su bulundurun

3-Çay ve kahve çok tüketiyor, içmeden uzun süre duramıyorsanız ve yeteri kadar su da tüketmiyorsanız buna da artık bir dur demenin zamanı gelmiş. Çay ve kahve diüretik içeceklerdir. Yani vücuttan su atımına sebep olurlar. Vücudun su kaybetmesini önlemek için de kaybedilen su miktarını yerine koymak gerekir.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16