Yumurtayı Nasıl Yemeliyiz?

Prof. Dr. Bingür Sönmez´in yumurtayı yasakladığı hastalarından özür dilemesinden sonra daha rahat bir şekilde yumurta yemeye başlayan vatandaşlar, bu sefer pişirme yöntemini tartışmaya başladı.

Yumurta yağda mı kızartılmalı, yoksa kaynatılarak mı yenmeli? Bu soruya cevap veren İzmir Özel Şifa Hastanesi Diyet Uzmanı Elif Çakırca, yumurtanın kaynatılarak veya yağsız teflon tavada pişirilerek yenmesi gerektiğini söyledi.

Rafadan yumurtaya sıcak bakmayan Çakırca, fazla pişirilen yumurtanın sarısının etrafında meydana gelen yeşil halkanın yumurtanın bayatlığını gösterdiğini vurguladı. Elif Çakırca, "En iyi yumurta, içindeki biotin vitamini pişecek şekilde 10 dakika kısık ateşte pişirilen yumurtadır." dedi.

Türklerin damak tadı Avrupa'yı sardı

Aydın'da 20 yıldır kış sezonunda okullara beslenme hazırlayan ve okulların açık olduğu dönemlerde yufka açan bir işletme yazları da Avrupa'ya makarna ve mantı hazırlamaya başladı. Lezzetli yemekleri ve hoş damak tadı ile dünyanın her tarafına yayılan Türk yemekleri bir çok kişiye de iş ve ekmek kapısı haline geldi.

Aydın'da 20 yıldır kış sezonunda okullara beslenme hazırlayan ve okulların açık olduğu dönemlerde yufka açan bir işletme yazları da Avrupa'ya makarna ve mantı hazırlamaya başladı. Sipariş üzerine çalışan Aydınlı bayanlar ekonomik kriz ve işsizlik terimlerine yabancı. Çalışan ve işini dürüst yapan herkesin bir şekilde ekmeğini kazanacağına inandığını belirten Kevser Göbek isimli işletme sahibi bayan, özellikle Türklerle iç içe yaşayan Almanların ev yapımı doğal Türk Makarnasını çok sevdiklerini söyledi.

Her memleketin aşuresi farklı

Osmanlı döneminde saraylarda pişirilen Türk mutfağının en eski tatlıları arasında gösterilen aşure, bugün de hala Muharrem ayında birçok dernek ve vakıf tarafından hazırlanıp dağıtılıyor.

Türk ve İslam dünyasında önemli yeri olan aşure, evlerde de pişirilip komşularla paylaşılıyor. Hz. Nuh’un gemisindeki ambarlarda bulunan son gıdaların karıştırılması sonucu yapıldığı ve aşurenin bereket getireceği bilinmektedir.

Aşurenin içindeki malzemeler, her yörede farklı ürün yetiştirilmesi nedeniyle farklılık gösterebiliyor. Türk mutfağı uzmanı Nevin Halıcı, aşurenin 41 çeşit üründen yapılabildiğini belirterek, Türk mutfağının en önemli yemekleri arasında yer aldığını söyledi.

İstanbul'un eski tatları

Direklerarası'nın o ünlü, vazgeçilmez tatları neredeyse unutulmaya yüz tuttu. Bir döneme damgasını vuran şerbet, demirhindi şerbeti ve ferahlığın simgesi limonata, 'meşrubat' daha icat olmamışken sokakların, evlerin, kutlamaların baş tacıydı.

Sokak şerbetçilerini büyüklerimizden dinliyor, kitaplarda okuyor, fotoğraflarda görüyoruz artık. Sırtlarında kocaman bir ibrik, hafifçe eğerek yaklaşık yarım metre mesafeden şerbeti bardağın içine ustaca boşaltan şerbetçiler...

Aynı Direklerarası eğlenceleri gibi onların da bugünün dünyasında yeri kalmadı artık. O günleri dinlerken gözümüzün önünden huzurlu, sakin bir İstanbul yaşamı geçiyor, imreniyoruz yakalayamadığımıza.

Tarhana Çorbasının Hikayesi...

Devrin sultanı, Ramazan ayında, bir gün tebdil-i kıyafetle şehri dolaşmaya çıkar. Yanında baş veziri vardır. Sultan; Paşa, akşam ezanı kimin kapısının önünde okunursa o evde iftar edelim, der. İftar vakti yaklaşmıştır. Ara sokaklara girerler. Her evin kapısının önünde bir kişi beklemektedir. Bir misafir bulup evlerine iftar için çağıracaklardır. Başkalarına iftar ettirmenin zevkine tadacaklar ve sevabını alacaklar.

Sultan ve veziri kendilerini tanıtmadan, herkese selam vererek giderler. İftar topu atılıp akşam ezanı okunmaya başladığında, fakir ama gönlü zengin bir Müslümanın evinin önündedirler. Zaten ev sahibi de iftara birilerini çağırabilmek için kapıda beklemektedir. Sofra hazırlanmış. İftar sofrasında ekmek, tuz ve mis gibi tüten bir çorba vardır. Tuzla iftarlarını açarlar, ekmek ve çorba ile karınlarını doyururlar. Çorba, sultanın çok hoşuna gitmiştir. Ev sahibine;

Hangi besini Hangi yöntemle pişirmeli? İşte öneriler!...

Yiyecek maddelerimizin bazılarını çiğ bazılarını da pişirerek tüketiriz. Çiğ yenen besinlerin çok iyi yıkanarak tüketilmesi gerekirken pişen besinlerin ise doğru pişirilmesi besin değerinin korunması için son derece önemlidir. Çünkü her besinin pişirme şekli farklıdır. Çoğumuz bilinçsizce pişirme işlemini gerçekleştirirken son derece önemli besin ihtiyacımızı karşılayacak gıdaları faydasız posalara dönüştürüyoruz. Öyleyse bir bakalım hangi tür gıda pişirilirken nasıl pişirilir.

Et ve Kümes Hayvanları nasıl pişirilir?
Etin pişirme sürecinde protein katılaşır ve su kaybı olur. Kuru ısıda pişen ette ısı yükseldikçe su kaybı artar ve et kurur. Sulu ısıda ise etin bağ dokusu proteinlerinden kollojen, hidrolize olur ve böylece et yumuşar. Etin rengini veren miyoglobinde değişiklikle et kırmızı renkten kahverengiye dönüşür.

Balık nasıl pişirilir?
Balığın bağlantı dokuları az olduğu için pişirmeyle kolayca dağılır. Hafif ateşte pişmesi dağılmayı engeller. Yağlı balıklar genellikle, ızgara veya kendi suyu içinde pişirilir. Az yağlı balıklar ise kızartma yöntemiyle pişirilir.

Antalya Mutfağında Ünlü Bir İsim: «PİYAZCI SAMİ»

Eskiden Antalya'nın ‘Yukarı Pazar’ denilen çarşısında, "Çınarlı Kahve" olarak bilinen (bugün Tolunaylar İş Merkezi) yerin hemen yanındaki ara sokakta küçücük bir piyazcı dükkânı vardı. Bu piyazcı dükkânında öğle saatlerinde küçücük birkaç masa etrafında insanlar adeta üst üste oturur, piyaz tabaklarının servis yapılmasını beklerlerdi. Yalnız öğle saatlerinde açık olan bu piyazcı, bu saatlerde çevrede dükkânları olan tamircilerin, hurdacıların, marangozların, dar gelirli, bol gelirli, her gelir düzeyinden insanın akınına uğrardı. Başka kentlerden gelen misafirlerini Antalyalılar, evlerinde ağırlamalarının yanında, bir gün öğleyin muhakkak bu piyazcıya getirirler, "Antalya'nın Piyazcı Sami'sinden bir piyaz yemeden Antalya'dan ayrılmak, Antalya'yı tanımamak olur." derlerdi. Havanın güneşlik olduğu günlerde dar sokak içine de birkaç yemek masası atılır, müşterinin bu izdihamı (yığılması) bir parça giderilmeye çalışılırdı.

Şifa ile sarılmış tat



Birçok yöremizde "kelem" ismiyle de anılan lahana adeta doğal bir eczane. Yüzlerce yemek çeşidiyle mutfaklardaki önemini sürdüren lahana, en çok yenildiğinde faydalı oluyor. Suyunu içmek ise bir çok derde deva.

Lahananın M.Ö 600 yıllarında Doğu Akdeniz ülkeleri tarafından kültür bitkisi olarak yetiştirildiği ve yemeğinin yapıldığı tarihi kayıtlarda geçiyor. Romalı Marcus Porcius Cato, Latinlerin asırlarca hekim geçinmelerinin sebebinin, lahananın yararlarını bilmeleri olduğunu söylüyor. Slav milletlerinin tarihi kayıtlarında, Slavların gemi yolculuklarında sadece lahana turşusuyla birkaç ayı sebzesiz geçirebildiği belirtilmektedir.

Lahana, Osmanlı Saray Mutfağında da hak ettiği ilgiyi görüyor. Saray mutfağının envanterindeki bilgiler, lahananın sarayda en çok tüketilen sebze çeşitlerinden biri olduğunu ortaya koyuyor.

Doğu'da Bir Marka: Erzurum Mutfağı

Erzurum’un vazgeçilmez damak tatları arasında lor dolması, kadayıf dolması, özel yapılmış su böreği, ayran aşı ve cağ kebabı gelirken, kesme çorbası, hıngel, çiriş, haşıl ve çortutu pancarı da, Erzurum ve Erzurumlunun diğer mutfak değerleri arasında yer alıyor. Ayran aşı ve kadayıf dolması ise, Erzurum’da genellikle Ramazan’la birlikte anılıyor. İşte Erzurum’un yöresel mutfak kültürü ve sahip olduğu zenginliklerden bazıları:

“Ayran Aşı, Kesme Çorbası, Çiriş, Hıngel, Tatar Böreği, Mumbar Dolması, Su Böreği, Eşikili Dolması, Lor Dolması, Haşıl, Çortutu Pancarı, Kapuska, Çortma, Agoz, Bişi, Borani, Dadah, Gavut, Hurma Tatlısı, Katmer ve Guymak

ERZURUM’UN MEŞHUR ÇORBALARI

Aynan aşı, Ramazanda, iftar sofralarında 30 gün süre ile başköşede yerini alır. Ramazan ayları dışında da pişirilir. Diğer yörelerde adı yoğurt çorbası olan bu çorbaya Erzurum'da ayran aşı denir. Bir ölçek gendime (aşlık) iyice pişirilir.

Kızartmalara dikkat edelim!

Kızartma işlemi gerçekleştiren üretim, toplu tüketim ve satış yerlerinde denetimlerini sıkılaştırmaları gerektiği bildirildi

Gıda Mühendisleri Odası'nın yazılı açıklamasında, son günlerde basın organlarında ticari adı Magnesol XL olan magnezyum silikatın, uzun süreyle kullanıldığı için sağlığa zararlı hale gelen kızartma yağlarındaki olumsuz değişimin gizlenmesi amacıyla kullanıldığı haberlerinin yer aldığı hatırlatıldı.

Bir yağın, normal sürede ve zararlı bileşenlerin oluşmasına neden olmadan kızartma işleminde kullanılmasının, özellikle Türk mutfağında gıda hazırlama tekniği açısından yaygın bir uygulama olduğuna dikkat çekilen açıklamada, ancak, usulüne uygun yürütülmeyen bu işlemin sakıncalı sonuçlarını gizlemek amacıyla

C vitamini için "kivi"



1 adet kivinin yetişkin bir insanın bir günlük C vitamini ihtiyacını karşıladığı açıklandı.

Ordu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Müdürü ve Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Karadeniz, 1 adet kivinin, yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacını rahatlıkla karşıladığını belirtti.

Karadeniz, kültür çeşitleri olarak yetiştirilen kivinin 1930'lu yıllarda Yeni Zelanda'da ıslah edildiğini ve aynı yıllarda ilk kapama bahçelerinin de bu ülkede kurulduğunu belirtti.

Türkiye'de kivi üretim çalışmalarının ise 1988 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın İtalya'dan sağladığı bin 800 adet kivi fidanı ile 15 ayrı ekolojide birer dekarlık adaptasyon bahçeleri kurularak başladığını ifade eden Karadeniz, "Çalışmalar sonucunda, Doğu Karadeniz'in kivi yetiştiriciliğine uygun en ideal bölge olduğu görülmüştür.

"Türk Mutfağı" Dünyanın en zengin 3 mutfağından biri

Mutfak profesyonelleri, dünyanın en zengin 3 mutfağından biri olarak kabul edilen Türk mutfağının eşsiz lezzetlerinin yurt içi ve dışında tanıtımının yeterli olmadığı görüşünü taşıyor.

Mutfak Dostları Derneği 2. başkanlığını da yapan gurme Sevim Gökyıldız, fuar ve festivallerin Türk mutfağının tanıtımında son derece faydalı olduğuna inandığını, ancak burada dikkat edilecek konunun, bu organizasyonların doğru, dürüst ve akıllıca yapılması olduğunu kaydetti.

Yurt dışında birçok yemek festivaline gittiğini ve Fransa`da Mutfak Sanatı Okulu Le Cordon Bleu`da Türk mutfağını öğrettiğini anlatan Gökyıldız, ``Ne tanıtacağınızı bilirseniz o tanıtımı yapabilirsiniz. Bunu insanları, ülkenizi severek yapmalısınız`` dedi.

Mandalina dalında çürüyor !

Bu yıl sezonun rekor beklentisiyle başladığı mandalinada havaların sıcak gitmesi nedeniyle fire oranının yüzde 30’lara ulaştığı belirtildi..


Türkiye’de en fazla tanınan mandalina türü olan satsuma mandarin üretiminin önemli bölümünün yapıldığı İzmir ve çevresinde bu yıl rekor ihracat beklentisi, havaların mevsim normallerinin üzerinde gitmesi nedeniyle tehlikeye girdi.


Açıklamalarda bulunan Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu ve Yaş Meyve, Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, satsuma mandarinde geçen yıla göre daha iyi bir sezon yaşandığını ifade etti.

Tescilli Adana Kebabı Sertifikası

Adana Ticaret Odası (ATO) tarafından Türkiye'nin çeşitli illerindeki ustalara tescilli Adana Kebabı'nın öğretilmesi için açılan kursa katılanlara sertifika verildi. Adana Ticaret Odası tarafından kentin yemek kültüründe önemli bir yere sahip olan kebabın gelecek nesillere aslına uygun olarak taşınabilmesi amacıyla 4 yıl önce başlatılan çalışmalar devam ediyor. ATO tarafından düzenlenen eğitim seminerinde Türkiye'nin farklı illerindeki kebap ustalarına gerçek Adana Kebabı'nın nasıl yapılacağı uygulamalı olarak anlatıldı.

Müteahhitler Birliği Tesisleri'nde gerçekleşen iki günlük eğitim seminerine Adana'nın yanı sıra Ankara, İstanbul, Bolu, Aydın, İzmir, Muğla ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden 20 kebap ustası katıldı.

Lezzet Haritasında En Zengin Mutfak "Gaziantep"

Ankara Ticaret Odası (ATO) ile Ankara Patent Bürosu, Türkiye’nin lezzet haritasını çıkardı. 81 ili kapsayan lezzet haritasına göre, Türkiye, 2 bin 205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin mutfağıyla dikkat çekiyor.

Amasya ve Afyon’un “sakala çarpan çorbası", Aydın’ın “kulak çorbası", Bolu’nun “kedi batmaz"ı, Denizli ve Çanakkale’nin “kaçamak"ı, Rize’nin “enişte lokumu", Şanlıurfa’nın “şıllık tatlısı", Kocaeli’nin “otur fatma tatlısı", Kütahya’nın “tosunum"u, Tokat’ın “bacaklı çorbası", Amasya’nın “kesme ibik çorbası" ve “eli böğründe"si, Balıkesir’in “mafiş tatlısı", Artvin’in “püşürük çorbası", Bartın’ın “pumpum çorbası", Malatya’nın “kurşun geçmez köftesi", Kırklareli’nin “sulu kaçamak" ve “kuru kaçamak"ı, Isparta’nın “kuyruğu sulu"su ve “derdimi alan"ı, ilginç isimli yiyecekler arasında yer alıyor.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16